Türk Şamanizminin Kaynakları, Kitaplar ve Makaleler

Şamanizm veya Türk kamlık dini hakkında pek çok kaynaktan yararlanarak bilgi almak mümkün. Örneğin Türk kültür tarihi, Türk mitolojisi, Orta Asya tarihi veya ansiklopedik şekilde hazırlanmış dinler tarihi kaynaklarından bilgi derlenebilir. Fakat Türk Şamanizmi özelinde okumalar yapmak istiyorsanız bunun için ayrı kaynaklar var.

Fakat önce bazı önemli ve kafa bulandıran hususları açıklamak lazım. 

Şamanizm, yalnızca eski Türklere özgü bir inanış değil, benzer inanışlara verilen genel bir isimdir aslında.

Özelde Türk Şamanizmi, “kamlık dini” olarak kaynaklarda geçer ve bugün hâlâ Şamanist olan Türk toplulukları kendilerine Şamanist demezler; “Bizim dinimiz Şamanizm”dir de demezler. Peki ne derler? Kimisi kamlık dini diyormuş, kimisi Gök Tanrı dini diyormuş. Şahsen bu noktaya çok da takılmıyorum ama takılıyorsanız Youtube’da bulabileceğiniz şu belgeselleri izleyin: Zaman Yolcusu ve Servet Somuncuoğlu’nun belgeselleri.

Bir de şu, akıllara hep gelen bir soru: “Gök Tanrı inancı ne, Şamanizm ne? Türklerin dini hangisi yani şimdi?” İnanın, bunu da kimse net olarak tespit edebilmiş değil. Aslında en iyi ve bence de doğru yorum, bu ikisinin birbirinden ayrılamayacağı şeklinde.

Türk Şamanizminin Kaynakları

Enver Kapağan’ın bir makalesinden alıntı yaparak anlamaya çalışalım:

‘Şamanizm’ mi, ‘Gök Tanrı’ dini mi ifadesi bazı tartışmalara sebep olsa da aslında birbirinden ayrılmaz tanımlardır. Bugünkü Altay tanrıcılarının başı Akay Kunayev bu konuda: “Nasıl kelebek kışın kozada saklanır yazın çıkar, tengricilik de Şamanizm’den öyle çıkmıştır.” tespitinden başka bugün bu dine ‘ak din’ dendiğini de ifade eder. (Ermetin2009: 23) ‘Gök Tanrı’ tanrının gök kelimesi ile anılması önemlidir. Çünkü anlam olarak iyi tahlil ettiğimizde yaratıcının vasfını ifade edebilecek yegâne sözcüklerden biridir. Nedeni ise göğün saf ve temiz maviliğinin yanında erişilmez sonsuz bir boşluğu vardır. Her şeyi içine alabilecek ve ihata edebilecek bir yörüngeye sahiptir.

Kimisi derken ne kast ediyoruz? Türk, Türkçe konuşan pek çok halka verilen genel bir isim. Bu halkların hepsi aynı Türkçeyi konuşmayabiliyor, kendi diyalektlerine sahipler. Biri, diğerini ne derece anlıyor bilemiyorum, Türkologlar daha iyi bilir onu. Fakat örneğin Dukhaların ve Tuva Türklerinin konuştuğu dil, bizim bugün konuştuğumuz Türkçeye epeyce benziyor. Duyduğunuzda pek çok kelimeyi rahatlıkla seçebilirsiniz.

Pek çok farklı Türk kavmi olunca elbette inanışları da farklılaşıyor. Bu kavimler, birbirlerine yakın coğrafyalarda yaşamakla birlikte, birinin inandığı en büyük tanrının adı ile diğerininki de farklılaşabiliyor. Türkologlar ve tarihçiler, kimi zaman belirli inançların temelde aynı olduğunu, farklılaşan şeyin yalnızca onlara verilen isimler olduğunu söylüyor. Kimi başka Türkolog ve tarihçiler ise siyasi, coğrafi ve yaşam tarzı farklılıklarının, inanışlarda da ciddi farklılıklar yarattığını söylüyor.

Bu konularda kafa karışıklığı yaratan bir diğer önemli husus da şu:

Göçebe Türk kavimleri, her ne kadar yazıyı hatta kitabı bilseler ve zaman zaman kullansalar da kayıt tutma, yazıya geçirme alışkanlıkları olmadığından, doğrudan bu farklı Türkçe konuşan halklardan kalan, bizzat onların elinden çıkma yazılı belge neredeyse hiç yok. (Yazılı belge bırakma konusunda Uygurlar iyi, onların bıraktıkları da çoğunlukla dini metinler imiş ama Şamanizmle ilgili değiller). Yani çoğunuzun bildiği gibi, göçer Türkler, aynı Kızılderililer gibi “sözlü kültür” dediğimiz kültürün taşıyıcıları. Her tür bilgi, inanış, tarihsel kayıt, nesilden nesle ezberlenerek, kâğıttan, taştan, hayvan derisinden çok hafızaya kaydedilerek muhafaza ediliyor. Sözlü kültür, daha çok destanlar vasıtasıyla canlı tutuluyor; destanlarda, masallarda, halk anlatılarında, fıkralarda vb. diğer edebi türlerde eserler ortaya konuyor. Ve işte maalesef, bunların çok büyük bir kısmı, bu eserleri üretenler bizzat kaydetmeyince silinip, yok olup gidiyor. (Söz uçar, yazı kalır.) Geriye kalan parçaları da ilk toplayanlar yabancı bilim insanları.

Türkoloji (Türkiyat), eski Türk inancıdır, kültürüdür, kültür varlıklarıdır, bunları konu edinen bilim alanının adı. Şamanizm de en çok Türkologlar, daha sonra halk bilimciler (folkloristler) ve en son tarihçiler tarafından araştırılıyor. Türkolojinin ilk örnek eseri, Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügat’it Türk’ü kabul ediliyor.

Not: Türkiye’de ve gayri Türkiye’de Türkolojinin tarihi için kısa bir özet için tıklayın.

 Daha çok ve detaylı bilgi isteyene şurada bazı linkler var.

Orta Asya Türk halkları hakkında modern anlamda ilk çalışmalar ise Rus, İngiliz, Alman, Fin vs. gibi bilim insanları tarafından 18. yüzyıl civarında yapılmaya başlanmış. Bugün bizim konuştuğumuz Türkçeye çevrilerek yayınlanmış olan eserlerin çoğu, bu bilim insanları tarafından yukarıda bahsedilen o farklı türdeki Türk kavimleri arasında yaşayarak, bulunarak, gezerek dolaşarak derlenip kaydedilmiş. Bu kayıtların varlığından bizim tam haberdar olmamız, Cumhuriyet’in ilk yıllarına filan denk geliyor. Dolayısıyla bizde bu türde çalışmalar çok geç başlıyor. Hâlâ bu alanda çalışan Türkolog ve tarihçilerin çok büyük çoğunluğu, anadilinden başka dil bilmediğinden eski Türk kültürüyle ilgili çalışmalar çok ağır aksak ilerliyor.

Bu iki paragrafla anlatmak istediğim şu: Gerçekten çok az bilgi bugüne ulaşmış durumda ve ulaşanların çoğu yabancılar tarafından derlendiğinden bizde de dil bilen az alan araştırmacısı olduğundan pek çok bilgi hâlâ net değil.

Ek olarak, eski Türk inanışları, Şamanizm hakkında şu konuda bile mutabakat sağlanmış değil: Eski Türkler tek tanrılı mı idi yoksa çok tanrılı mı idi?

Bazı sağlam araştırmacılar kesinlikle tek tanrılı olduğunu, diğer bazı sağlam araştırmacılar ise kesinlikle çok tanrılı olduğunu söylüyor ve her ikisi de farklı kanıtlar kullanarak bunu belgelendirebiliyor. Örneğin Orhun kitabelerinde adı geçen Umay Ana, eski ve anaerkil dönemden kalan bir ana tanrıça bazılarına göre; bazılarına göre ise sadece bir kutsal ruh.

Tek tanrılı diyenlerin temel argümanları da işte bu şekil bir şey: Tek tanrı vardır, o da Gök Tanrı / Altay Kuday vb. biridir. Adı ve bahsi geçen diğer herkes doğanın ruhlarıdır; onlara kurban da kesilse dua da edilse onlar, asıl tanrının görevlendirdiği kutsal ruhlardan ibarettir.

Çok tanrılı diyenler ise temelde ve özetle şöyle diyor: Belki bir büyük tanrı vardır veya vardır ama adı ve bahsi geçen diğer varlıkların da tümü /çoğu yine tanrılar ve tanrıçalardır. Çünkü hepsine ayrı ayrı dua edilir, kurban verilir ve onlardan dilekler dilenir.

Kafa karışıklığı yaratan son zorluk ise, Türk Şamanizminin başlı başına karışık hatta yer yer karman çorman bir inanış olması.

Özetlemek gerekirse Şamanizm’de:

  • Kutsal olmayan neredeyse hiçbir şey yok.
  • Var olan her şeyin ama her şeyin ruhu var ve hepsine saygı duyulması gerekiyor.
  • Bunlara ek olarak bin bir tane ruh var, hepsinin mutlu edilmesi ve bazılarından kaçınılması gerekiyor.
  • Kötü ruhların bile kimi zaman memnun edilmesi fakat çoğu zaman değişik ritüellerle kovulması gerekiyor.
  • Şaman inancı, aile, akrabalık, toplum ve devlet ilişkileriyle içe içe geçmiş durumda; bu nedenle bazen bir olgu veya inancın, Şamanizm mi yoksa örf kaynaklı mı olduğu saptanamıyor.
  • Örfün ne kadarının Şamanizm kaynaklı olduğunu kesin tespit etmek mümkün olmuyor.

Yukarıda bahsettiğim Türkçenin farklı lehçelerini konuşan halklarda, hem birbiriyle benzeşen, hem birbirinden çok farklı olan hem de birbiriyle iç içe geçmiş bir sürü inanış var. Yani aslında eski Türk Şamanizminden bahsederken “Tuva Türklerinin inanışına göre”, “Altay Türklerinin inanışına göre”, hatta bazı durumlarda “Kuzey Altay halklarına göre böyledir ama güney Altay halkları öbür türlüdür” gibi cümleler kurmak gerekiyor.

Bunu bu kadar uzatma sebebim şu: “Ben X’de okudum, eski Türklerde Y inanışı var” diyorsunuz. Hâlbuki “eski Türkler” diye homojen ve yekpare bir grup yok. Bizler bu eski Türkler tabirini genelleme yapmak için kullanıyoruz daha çok ve gördüğüm ve benim de kullandığım kadarıyla esasen Altay Türkleri kast ediliyor çoğunlukla. Yani okuduğunuz kaynakta Tuva Türklerinin inanışından bahsediliyorsa esasen buna dikkat edin, aynısı tüm Orta Asya coğrafyası için geçerli değildir çoğu zaman.

Yard. Doç Dr. Ahmet Ali Arslan, “Türk Şamanizminin Kaynağına Doğru” adlı (webden pdf’ini bulabileceğiniz) makalesinde bahsettiğim durumları güzelce özetlemiş:

“Doğu ve Batı Sibirya’da, aynı zamanda Orta Asya Türkleri arasında “Kamlık” olarak da bilinen Türk Şamanizm’i, ilgili akademisyenler ve akademik saha araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmalarla günden güne açıklık kazanmaktadır. Sosyal antropologlar, sosyologlar ve folklor uzmanları, Türk Şamanizm’inin bir din mi, yoksa kökü tarihin derinliklerine kadar inen bir kültür mirası mı olduğuna henüz kesin bir karar verememiştir. Doğu ve Batı Sibirya ve Orta Asya Türk devlet ve toplulukları arasında yaşayan Türk’e has belirli bir Türk Şamanizm’ini tespit etmek oldukça zor bir iştir. Uluhan Örüs (Lena) nehrinin kıyılarından tutun da, Sibirya’nın derin ve karanlık taygalarında (ormanlarında) yaşayan Türklerden tutun da, yeni kurulmuş Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yer alan yüksek dağlık bölgelerde yaşayan Türkler arasında yaşatılan Türk Şamanizm’i bir birinden farklılıklar gösterir. Bugün, Rusya’da, İskandinav ülkelerinde, Macaristan’da, Türkiye’de ve hatta Amerika’da konu ile ilgilenen Üniversitelerin akademisyenleri ve bilimsel saha araştırmacıları Şamanizm üzerine çalışmalarını devam ettiriyorlar. Bu konu üzerinde çalışanlar sözü edilen meseleyle ilgili herhangi bir kesin sonuca henüz varamamışlardır. Şamanizm’le ilgili bilimsel araştırmalar, Doğu ve batı Sibirya, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve bu bölgelere yakın yerlerde hala devam etmektedir. 1990 yılından beri Saha Sire (Yakutistan), Çuvaşistan ve yeni kurulan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Türk Şamanizm’i ile ilgili sürdürmekte olduğumuz saha araştırmalarımızın sonucuna dayanarak “Türk Şamanizm’i” nin bir “Türk Dini” olduğunu söylememiz mümkün olmasa da, Türk Şamanizm’inin, tarihi Türk Kültürünün belkemiği olduğunu terennüm etmemiz mümkün görünmektedir.”

 Şaman kelimesinin etimolojisi üzerinde bile netleşmiş, herkes tarafından mantıklı bulunarak kabul edilmiş bir bilgi olmamasına dair, İslam Ansiklopedisi, Harun Güngör’ün Şamanizm maddesinden:

“Şaman kelimesinin etimolojisi hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Şamancılığın kökenini Budizm’e dayandıran ve güneyde ortaya çıkıp Kuzey Asya’ya yayıldığını söyleyen araştırmacılara göre şaman kelimesi Sanskritçe’de “dilenci-rahip” veya “Budist rahip” karşılığındaki sramana / çramana, Pali dilindeki biçimiyle samana kelimesinden Çince’ye şamen (bilge kişi) biçiminde geçmiş, Mançu-Tunguzca’da şaman / haman şeklini almıştır. Arapça’da Budizm’i ifade etmek için kullanılan “şe(ü)meniyye” kelimesinin de buradan geldiği kabul edilmiştir (bk. SÜMENİYYE). Mircea Eliade ise XIX. yüzyılda şarkiyatçıların büyük bir kısmı tarafından kabul gören bu görüşün, daha sonra çeşitli araştırmacılar tarafından şamanın Tunguzca bir kelime olduğu ve “sramana” kelimesiyle bir ilgisinin bulunmadığı ileri sürülerek reddedildiğini belirtir. Fakat daha sonraki bir grup araştırmacı, bu ilk görüşü tekrar öne çıkarmak suretiyle Orta Asya’daki Türk toplulukları tarafından benimsenen şaman inancının Lamacılık diye bilinen Budist inancın bu bölgelere yayılmasıyla ortaya çıktığını söyleyip şaman kelimesinin Budist kökenle bağlantısını ispatlamaya çalışmıştır. Buna karşılık Eliade, söz konusu Budist etkiyi ve etimolojik bağlantıyı kabul etmekle birlikte şaman kültünün Budizm’i önceleyen ve Orta Asya coğrafyasını aşan varlığına dikkat çekmiştir.”

Listelere geçmeden ilginç bir bilgi vereceğim.

Kam kim? Toplumsal işlevi, var oluş gerekçesi nedir?

Bilen bilir, meşhur müteveffa tarihçilerimizden Zeki Velidi Togan, bir Orta Asya gezisinde hastalanır ve aslında hiçbir şekilde iyileştirici güçleri olmadığını düşündüğü kamlar tarafından tedavi edilir. Nedenini Ahat Salihov, “Başkurt Şamanlarının Tedavi Usulleri” adlı makalesinde harika bir şekilde özetlemiş:

“İnsanlık âleminin ilk tabipleri, psikoterapi usullerini kullanan şamanlardır. Onlar ilk çağlardan beri toplumun hayatında önemli rol oynamışlardır. Şaman ayinlerinin izleri günümüze kadar ulaşabilmiştir.1 Son zamanlarda yapılan araştırmalar sonucunda, şamanların göz boyamadıkları, uzun süreli çalışmalar sayesinde fizyoterapi usullerini öğrenen ve onları kullanarak tedavi eden tabipler olduğu anlaşılmıştır.”

Kamların asıl işlevi, bugün artık bu genel kabul görmüş bir görüştür diyebiliriz, hastaları iyileştirmek. Hastalık, insanın ruhunun onu terk etmesinden veya bedenine yabancı bir ruhun girmesinden kaynaklanıyor kamlık inanışına göre. İşte kamlar da hem evrenin 3 farklı boyutunda yaşayan ruhlarla iletişim kurarak hem de bitki ve hayvan unsurlarından ilaçlar yapmaya çalışarak insanları tedavi eden kişiler. Yani bildiğiniz tıpçı bunlar ^^

Bugünün doktorları, hemşireleri, eczacıları ve sağlık sektöründe çalışan diğer tüm meslek gruplarının kökensel atası işte bu kamlar.

Yine Salihov’un makalesinden aktarıyorum aşağıdaki metni. Togan’ın kendi hatıratından tedavi oluşunun hikâyesi:

 “Başkurt asıllı meşhur tarihçi Ahmet Zeki Velidi Togan Orta Asya’da bulunduğu zaman hastalandığında Bakşı denilen Şaman tarafından tedavi edildiğini Hatıralar’ında anlatmıştır: ‘Burada ben müthiş bir sıtmaya tutulmuştum. Bu bende Buhara’dan beri vardı. Hükümet azasından Abdülhamit Arifov kinin getirmişti. O da kulaklarıma kötü tesir ediyordu. Bir gün dediler ki: ‘Yakında Akcar ismindeki köyde tecrübeli bir bakhşı, yani Şaman var. Ona tedavi ettirelim.’ Ben de çarnaçar razı oldum. Bakhşıya haber verdiler. Köyüne gittik. Meğerki bunlar Qarlıqlardanmış. O bir gün hazırlığını görecekmiş. İkinci günü akşam gittik. Bir Özbek çadırı içinde büyük bir ateş yakılmıştı. Kapkara sakallı 40 yaşlarında görülen sağlam yapılı bakhşı normal bir insan sıfatıyla çay içip konuştuktan sonra arkadaşlarıyla bir daire yaptı. Elinde düngür denilen davulu çalarak şamani şarkılarını söyleyip dönmeğe başladı. Başkaları da dönüyorlardı. Bu merasim uzun sürünce bakhşı bana geldi. ‘Sen bize inanmıyorsun, ruhlar gelmiyor. Okumayı tatil edelim.’ dedi. Ben de, ‘Aman tatil etme, ben inanırım.’ dedim. Yine bir müddet döndüler. Çaldılar, şarkı söylediler. Nihayet bunlardan biri vecde geldi. Ağızlarından beyaz köpükler çıktı ve kendisini kaybetti. Onu bir kenara çıkarıp yatırdılar. Böylece birkaç kişi vecde geldikten sonra nihayet bakhşının kendisi de vecde geldi. Orada hazır bir demir kürek vardı. Onu yanan ateşe koymuşlardı. Bir ağaç sap sokarak bakhşı küreği kaldırdı. Ağaç saplar yanmaya başladı. Ağzına su alıp küreğe püskürdü. Ateşten sıçrayan su tanecikleri yüzüme geliyor ve beni yakıyordu. ‘Korkma korkma, iyidir.’ dediler. Nihayet o bakhşı ateşte yanan bu demir küreği dişleriyle ağzına aldı. Birkaç defa etrafımda bu şekilde dolaştı, tekrar ateşe attı. Bu arada bakhşıya her taraftan sualler soruluyordu. Benim iyi olacağımı söyledi. Emirin muvaffak olup olmayacağını sordular. Ona müsbet cevap vermedi. Daha bazı siyasi sualler sordular. Nihayet o kendine geldi. Bana da ‘Artık iyileşeceksin, ilaç filan almayın.’ dedi. Ağzına yanmış küreği aldığı hâlde siyah bıyıkları yanmamıştı. Ateşin sahte olmadığını da sıçrayıp yüzüme kadar gelen su damlacıklarından biliyorum. İşte bu suretle hayatımda ilk defa olarak hakiki bir Şaman ayinini görmüş oldum. Gerçi küçüklüğümde de böyle bir hastalığımı bizde ‘baguçı’ denilen bakhşı tedavi etmişti. Fakat o ayin yapmamıştı ve böyle kerametler de göstermemişti. Bundan sonra kinin almadım ve sıtmayı hissetmedim. Bu zat dolandırıcı olmayıp hakiki bakhşı sayılıyormuş. Hiçbir ücret veyahut hediye kabul etmedi. Bu Şamani ayinlerini yaptırmam burada yaşayan Özbeklerin bana karşı münasebetlerinde daha samimi olmalarına sebep oldu.’”

Kaynak: Zeki Velidi Togan, Hatıralar, Ankara, 2003.

Gelelim okuma listelerine… İşte aşağıdalar. Her ne kadar birçok açıdan eksikleri olan bir kaynakça olsa da genel okuyucu için yeterince tatmin edici olacaktır. Hem en temel hem de en kolay erişebileceğiniz kaynakları seçtim. Bunlar dışında da piyasada bazı eserler var fakat bir kısmı saçma sapan, uzman elinden çıkmamış kitapımsılar, bir kısmı da hiç okumadığım için bilgi ve dolayısıyla fikir sahibi olmadıklarım. Önerileriniz olursa lütfen yorum olarak ekleyin veya Twitter’da beni bulup menşor atın.

Giriş Niteliğindeki Kitaplar

Abdülkadir İnan, Eski Türk Dini Tarihi, MEB, 1976.

Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, TTK

Jean Paul Roux, Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar

Jean Paul Roux, Türklerin ve Moğolların Eski Dini

Mihaly Hoppal, Avrasya’da Şamanlar, YKY

Hikmet Tanyu, İslamlıktan Önce Türklerde Tek Tanrı İnancı

İbrahim Kafesoğlu, Eski Türk Dini

Saadettin Y. Gömeç, Şamanizm ve Eski Türk Dini, Berikan Yayınları

Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (2 cilt)

Bahaeddin Ögel, İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi

Wilhelm Radloff, Türklük ve Şamanlık, Örgün Yayınları

Mircae Eliade, Şamanizm, İmge Yayınları

Yaşar Kalafat, Kuzey Azerbaycan, Doğu Anadolu ve Kuzey Irak’ta Eski Türk Dini İzleri, 1998 ve diğer eserleri

Yaşar Kalafat, Kamizm, Şamanizm, Yeditepe Yayınları

Yaşar Çoruhlu, Türk Mitolojisinin Ana Hatları, Kabalcı Yayınları.

Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş

Yusuf Ziya Yörükan, Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri: Şamanizm, Ötüken Neşriyat.

Emel Esin, Türk Kozmolojisine Giriş, Kabalcı Yayınları.

Bilge Seyidoğlu, Mitoloji Üzerine Araştırmalar, Dergâh Yayınları.

*Aşağıdaki makalelerin tümünü, Google’a adlarını yazarak pdf formatında rahatça bulabilir, bilgisayarınıza indirip okuyabilirsiniz.

Giriş Niteliğindeki Makaleler

Abdülkadir İnan, Müslüman Türklerde Şamanizm Kalıntıları

Abdülkadir İnan, “Umay İlahesi Hakkında”

Saadettin Gömeç, “Eski Türk İnancı Üzerine Bir Özet”

Saadettin Gömeç, “Türk Kültüründe Dağ ve Altaylar”

Sadeddin Buluç, “Şamanizmin Menşei ve İnkişafı Hakkında”

Nadya Yuguşeva, “Altaylarda Kamlık İnancı ve Anadolu’daki Yansımaları”

Emine Kırcı, “Türk Kültüründe Ateşle İlgili İnanışla”r

Pervin Ergun, “Türk Kültüründe Ruhlar ve Orman Kültü”

İbrahim Dilek, “Sibirya Türklerinde Ateşle İlgili İnançlar, Törenler ve Bazı Efsaneler”

Naciye Yıldız, “Sibirya Türklerinin Mitoloji ve İnançlarında Kötü Ruhlar”

Fatma Ahsen Turan, “Şaman Ritüellerinden Alevi Semahlarına Esrarlı Yolculuk”

Timur B. Davletov, “Eski Türklerden Günümüze Sosyo-Kültürel Sürekliliğinin İnançsal Boyutu: Asya’nın Ortasından Ön Asya’ya Şamanlık/Kamlık

İleri Okuma Yapmak İsteyenler İçin Kaynakça  

Makaleler (tümünü webden pdf bulabilirsiniz)

Abdülkadir İnan, Yakut Şamanizmindeki Ija Kııl

Fuat Köprülü, Türk Moğol Şamanizminin Tasavvufi İslam Tarikatleri Üzerindeki Tesiri

Ahmet Ali Arslan, “Türk Şamanizminin Kaynağına Doğru”  (pdf)

Ahmet Ali Arslan, Amerikan Kızılderili Şamanizmi İle Orta Asya–Sibirya Türk Şamanizm’inin Benzerlikleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma (pdf)

Kitaplar

Ahmet Yaşar Ocak, Alevilik ve Bektaşiliğin İslam Öncesi Temelleri

Ümit Hassan, Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler, Doğu Batı Yayınları.

Julian Baldick, Hayvan ve Şaman

Mihaly Hoppal, Şamanlar ve Semboller, Çeviren: Fatih Sel, Yapı Kredi Yayınları

Fuzuli Bayat, Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2006.

Web Kaynakları (anahtar kelimelerle tarama yapabilirsiniz)

Millifolklor.com

Actaturcica.com

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi

Çukurova Üniversitesi Türkoloji Makaleler Veritabanı

2 thoughts on “Türk Şamanizminin Kaynakları, Kitaplar ve Makaleler

  1. nadi guler

    Sizden sonra biraz calistım ve sizinkilerle birlikte;

    “HAKAS ŞAMANİZMİ/DÜNYA GÖRÜŞÜ” ÜZERİNE YAPILAN BAZI ÇALIŞMALAR Abdulselam ARVAS .pdf
    abdulkadir_inan_umay_ihalesi_hakkinda.pdf
    Abdülkadir İnan, Yakut Şamanizmindeki Ija Kııl
    Ahmet Ali Arslan, “Türk Şamanizminin Kaynağına Doğru”
    Ahmet Ali Arslan, Amerikan Kızılderili Şamanizmi İle Orta Asya–Sibirya Türk Şamanizm’inin Benzerlikleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma.pdf
    ALTAYDA TURKLER VE INANCLARI.pdf
    BASKURT SAMANLARINDA TEDAVI.pdf
    BATI MOĞOLİSTAN TSENGEL TUVALARI’NDA ŞAMANİZM, ŞAMAN OLMA VE KOZMOLOJİ İLİŞKİSİ.pdf
    DEVLET ANA ROMANINDA ŞAMANİZM İZLERİ.pdf
    Emine Kırcı, “Türk Kültüründe Ateşle İlgili İnanışlar.pdf
    Fatma Ahsen Turan, “Şaman Ritüellerinden Alevi Semahlarına Esrarlı Yolculuk”
    Fuat Köprülü, Türk Moğol Şamanizminin Tasavvufi İslam Tarikatleri Üzerindeki Tesiri.pdf
    HACİVAT İLE KARAGÖZ’Ü TARİHSEL KONUMLANDIRMA.pdf
    İbrahim Dilek, “Sibirya Türklerinde Ateşle İlgili İnançlar, Törenler ve Bazı Efsaneler” .pdf
    İSLAMİYET’TEN ÖNCE TÜRKLERDE TOPLANTI VE TÖRENLER
    KAMLIK İNANCINDA KAM (ŞAMAN) VE KÜMELENME GELENEĞİ ÜZERİNE Timur B. DÄVLETOV_ .pdf
    KAZ DAĞLARINDA DAĞ, AĞAÇ VE OCAK KÜLTÜ.pdf
    KİTAP. ESKİ TURK DİNİ TARİHİ – Prof. Dr. Abdalkadir İNAN.pdf
    KİTAP. Turkluk ve Shamanlik Wilhelm Radloff.pdf
    KİTAP. zeki velidi togan umumi türk tarihine giriş.pdf
    MACAR HALK İNANÇLARINDA ŞAMANİZMİN İZLERİ.pdf
    MUSLUMAN TURKLERDE SAMANIZM.pdf
    Naciye Yıldız, “Sibirya Türklerinin Mitoloji ve İnançlarında Kötü Ruhlar”.pdf
    Nadya Yuguşeva, “Altaylarda Kamlık İnancı ve Anadolu’daki Yansımaları”.pdf
    Pervin Ergun, “Türk Kültüründe Ruhlar ve Orman Kültü”.pdf
    SAADETTİN GÖMEC.pdf
    Sibirya Şamanizminde Doğa Tapınımı.pdf
    Şamanizm Mircea Eliade.pdf
    ŞAMANİZM VE ESKİ TÜRK DİNİ.pdf
    TÜRK HALK İNANÇLARINDA _ÖLÜM_ Zekiye TUNÇ .pdf
    Türk Kültür Çevresinde Şamanizm ve Şamanlık Meselesi.pdf
    TÜRK KÜLTÜRÜNDE DAĞ VE ALTAYLAR
    TÜRK SAMANIZMININ KAYNAGKNA DOGRU.pdf
    TÜRKİYE MASALLARINDA ŞAMANİZM ÖĞELERİ MAGDALENA SODZAWICZNY.pdf
    UYGUR TÜRKLERİ ARASINDA ŞAMANLAR VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ.pdf

nadi guler için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.